hala adam gibi bir makine ayarlayamadım ve artık histerik bir sıkıntıya dönüştü bu durum bende. bu gidişe bir dur demek lazım, baba duy beni!
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2010
kitap ve fotoğraf
gördüğüm her kitaba açgözlüce saldırmam başta takdir edilesi olabilirdi ama artık sevimsizleşti bence. dilara'dan oblomov'u almam, evde bir sürü okumadığım kitap olması durumlarının yanı sıra bugün kütüphaneden -ve durgun akardı don-u aldım sarp bütün ciltleri bir çırpıda okuduğu için. hala nazım'ı bitirebilmiş değilim işin kötüsü.
Etiketler:
baba,
bu dünyadan nazım geçti,
dilara,
fotoğraf,
nazım hikmet,
oblomov,
sarp,
ve durgun akardı don
13 Kasım 2010
sinirliyim biraz bu aralar
tatil 9 gün derken, ispanya işi babam sayesinde yatmışken bana manisa yolları göründü. havasından mıdır bilmem orda insanlar başka oluyor. elaleme bok atmıyorum sadece, inanın ben de bir başka oluyorum.
bugün babamla fotoğraf makinesi bakarken filmli makinelere giydiren, "benim bilgime ulaşmak için amerikayı yeniden mi keşfedeceksin?" diyen amcaya selam olsun. gündüz gündüz, cumartesi cumartesi üzerine düşmeyen muhabbet yaparak keyfimizi kaçırdı. bu gezintimiz sırasında daha önce sadece fotoğraflarına bakabildiğim bir sürü makineyi elime aldım, kurcaladım ve "her şeyden önce makinenizi sevin" kısmı için a1 den başkasının gönlümde olmadığını anladım.
mid-term için "sınavı gergin çözdüm ve bu yüzden kötü bir sınavdı." deyip durmuştum. bunun sonucunda 91 almak ciddi tepki topladı malesef.
kaanlı bir gün olarak dünü gösteriyor ve onun bizim geleceğimizle ilgili bütün planlarımızı yerle bir etmesine olan öfkemi dile getiriyorum.
bu dünyadan nazım geçti' ye başladım metroda dönerken ve karşımda oturanların yüzümden okudukları ifadelerden ne anlam çıkarttıklarını bilemiyorum. aslında çıkabilecek anlam benim nazıma olan aşkımdır ancak kitap kaplı olduğu için bunu kimse anlayamadı.
beyoğlu öyküleri' ni bitirdim. semih gümüş derlemiş. bir iki öyküsü çok hoşuma gitmese de, istanbul özlemini kabartan bir okuma oldu.
şimdilik bu kadar sanırım, hoşçakalın.
Etiketler:
a1,
baba,
beyoğlu öyküleri,
bu dünyadan nazım geçti,
fotoğraf,
ispanya,
istanbul,
kaan,
manisa,
mid-term,
semih gümüş,
vala nurettin
6 Eylül 2010
suskunluk
yazacak bir şeylerim olsun isterdim.


çünkü ne okula kaydolmak ne bölüm hakkında biraz olsun dedikodu yapabiliyor hale gelmek yazılmıyor. günlerdir elle tutulur olarak tek yaptığım bu halbuki.
babayla ilgili de bir şeyler yazmak istiyorum. ama o da fazlaca sarsıcı etkisi sebebiyle öylece bekleyecek ve bekleyecek sanırım.

dün bir süredir izlemek niyetinde olduğum big fish' i izledim. çok hikaye anlattığı için hikaye haline gelmek fikri güzeldi. film güzeldi.

bir de erken kalkıp elime kitap aldım. puslu kıtalar atlası' nı bitirdim. farklı tarzıyla beklenmedik bir biçimde sardı tek kelimeyle. okumadan ölmediğim için mutluyum.
Etiketler:
baba,
big fish,
moleküler biyoloji ve genetik,
odtü,
okumak güzel şey,
puslu kıtalar atlası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)