hala adam gibi bir makine ayarlayamadım ve artık histerik bir sıkıntıya dönüştü bu durum bende. bu gidişe bir dur demek lazım, baba duy beni!
sarp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2010
kitap ve fotoğraf
gördüğüm her kitaba açgözlüce saldırmam başta takdir edilesi olabilirdi ama artık sevimsizleşti bence. dilara'dan oblomov'u almam, evde bir sürü okumadığım kitap olması durumlarının yanı sıra bugün kütüphaneden -ve durgun akardı don-u aldım sarp bütün ciltleri bir çırpıda okuduğu için. hala nazım'ı bitirebilmiş değilim işin kötüsü.
Etiketler:
baba,
bu dünyadan nazım geçti,
dilara,
fotoğraf,
nazım hikmet,
oblomov,
sarp,
ve durgun akardı don
24 Kasım 2010
1 sarp 2 nazım
bugün sarpla okulumuz kütüphanesinde kitap süresi uzatma, tuvalet arama, kırmızı koltuklarda oturup kitap okuma gibi pek çok eylemi gerçekleştirdik. kütüphane huzurlu bir ortam bir de kucağımda nazım'ı anlatan bir şeyler varsa yeme de yanında yat.
daha sonrasında nazım hocaya bir paket sakızla erken bir öğretmenler günü kutlaması yaptım. bizi camdan gören dedektif nazım sarp'ın kim olduğunu sorsa da beklediği cevabı alamadı. sonrasında kitapça'da çay içerken kulağımı çekti bir miktar.
bütün bunların dışında fotoğraf makinesi için beni yıllardır bir şekilde oyalayan, bu işi erteleyen babama olan öfkemi artık kontrol edemediğimi hissediyorum. yapacağım tek bir şey var ama onu da takan yok pek fazla.
böyle işte, öyle bir geçer zamanki'nin gözyaşları hala kurumadı bir de.
Etiketler:
bu dünyadan nazım geçti,
kitapça,
nazım,
nazım hikmet,
odtü,
öyle bir geçer zamanki,
sarp
9 Kasım 2010
"zaman inanılmaz bir hızlı geçer"
her şeyin yerine oturduğunu hissediyorum iki gündür. belki de tek sebep oturup adam gibi kitap okumuş olmamdır. ya da dilara ile adilhan gezintilerimizin sonuncusunda aldığım "mucizeler dükkanı"na ilk kez gerçekten alıcı gözle bakmış olmamdır. ya da belki kaan cuma günü geleceği ve biz cuma günü görüşeceğimiz içindir. her görüşmemiz aynı zamanda bir veda, çok uzun zamanlı bir veda oluyor ya orası kötü. ama bu sefer, umarım bu sefer benimle lunaparka gelir de dönme dolaba biner.
bütün bunların dışında sarpla yaşadığımız otostop macerasını yaşandığı gün gelip yazmak istedim. ancak fark ettim ki eğer yazma niyetiyle gelip önce izlediğim bloglara bakarsam yazasım kalmıyor. o gün de aynen bu oldu.
bugünse öyle yapmadan yazıyorum.
seyithanla emniyet müdürlüğünde ehliyet alma mecaramız çok acayipti. eli kelepçeli abilerin arasından geçmemiz, raporda gözlük yazmıyor denince taksilere atlayıp sağlık ocağı aramamız, sonunda benim çıkar gözlüğünü bir de öyle gidelim dememi denememiz. ve evet, artık bir ehliyeti var diyebiliriz. ve tabi söylemesine rağmen rapora gözlük konusunu eklemeyen doktor belki de saydıklarımızdan fazlasını hak ediyorsun. bir de seyithanın işi olmasaydı (biliyorum işi olmasa böyle acayip bir gün olmazdı.) bir kahve içebilirdik. ben çok istedim hatta içimde bile kalmış olabilir.
bir de eve geç kalacağım diye 17.20de dilara ile sinemaya gitmeme sıcak bakmayan anneye kızgınım.
gitsin kundera gelsin camus diyor, yeni sevgililere yelken açıyorum. sevgiler!
Etiketler:
albert camus,
dilara,
doktor,
ehliyet,
gözlük,
jorge amado,
kaan,
lunapark,
milan kundera,
mucizeler dükkanı,
okumak güzel şey,
sarp,
seyithan
9 Ekim 2010
açıklayamamak
çok nadir geliyorum buraya farkındayım.
içimdeki bir şeyleri kaçırıyor olma duygusunun tavan yaptığını ve bunu blogger ziyaretlerimde bile hissettiğimi geveleyebilirim.
yine de bütün bunlar açıklayabileceğim şeyler.
açıklayamayacaklarım çok daha sinir bozucu.
sarp' ın sorduğu "neden bu kadar gerginsin?" sorusu.
gece yatağa girince hıçkıra hıçkıra ağlamış olmam.
evet bunları açıklayamam.
sırtımı sıcağa dayayıp günlerce kitap okuma isteğinin büyüklüğü.
ve engellerin ondan daha büyük olması.
hazırlıkta odtünün odtü gibi olmaması.
daha pek çoğu...
özlediklerim, beklediklerim.
kaan hep der ya, hayat çok acımasız diye.
lise hayatımız bütün bizans oyunlarına rağmen avutucu bir şeyler mi içeriyormuş?
hepsi yeni bir ortama girmekle ve olman gereken yerde değilmişsin gibi hissetmekle ilgilidir belki de.
bilmiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)