milli kütüphane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milli kütüphane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2010

come here

http://fizy.com/#s/1dcj9j

mid-term sonrası miskinlik günleri.
kitaplar ve filmler.
artık anlamı olmadığını dillendirdim, keyifliydi.
kütüphane huzurunun bir başka olduğunu gün geçtikçe daha çok insanla konuşuyorum, herkes farkında bu durumun.
aşık olmamak için saçma hedeflerim var.
sezgiye kötüyüm dedikçe kötülersin derken geçmişe baktım. değiştiğimi, artık canımı daha az sıktığımı fark ettim.
ve bu şarkıda durmaksızın dans etmek istiyorum.
bütün bunlar bir süredir olanlar.
huzur.

7 Eylül 2010

geriye kalanlardan

yüzüme tebessüm oturtan bir gündü tek kelimeyle.
önce, uzun zaman sonra metincan' la, bir yerden başlayıp yine ordan bitirmeyi yaşadık. sahi biz kütüphanede saat 10' a kadar çalışırdık bir zamanlar. şimdi bağlasalar durmam diyorum gözüm kapalı.
sonra seyithan' la konuşmalar. hayat güzel demesi yüzümü gülümsetiyor. birinin bana bunu demesine ihtiyacım var, bunu düşündüğümü fark etmek için belki de. bir de kendisi ailemi fazlasıyla biliyor ki normalde pek yapmadığım şey bu.
dilara tatile doğru gidiyor. bir hafta boyunca da tatilde olacak. onun bu tatili bana zamanın hızını gösteriyor. daha geçen yıl uzakta bile olsa kopamadığını ve özlediğini yazmıştı. gene özleyecek muhakkak. bu ara ne kadar çok imreniyorum onlara. sahi ben geçen yıldan bu yana nereye gelebildim?
kaan gidecek. gidip gelmek için kartlara başvurması kadar gerçek artık gitmesi. bir de bugün kendisine zaafım olduğunu kabul ettim. ama belki de elime yüzüme bulaştırmadım kısmı çok gerçekçi değildi.

7 Ağustos 2010

tolstoy, kundera ve diğerleri

dilara' ya yazmayan ne olsun dedim ve sırf bu yüzden yazmakla ilgili sorunlarım var. yine de anlatmadan edemem.

sonunda aileler tanıştı ve ben dilara' da kalmayı başardım. her ne kadar dedikodu yapacağımız çevremiz kalmamış olsa da günü kurtaracak pek çok şey oldu!

öncelikle kitapsızlığıma çare olarak bir sürü kitap aldım dilara' dan. ramazanda evde kalma zorunluluğuna en iyi ilaç olacak aldıklarım.

akşam sitede dolaşmaya çıktığımızda deli gibi yağan yağmur altında el ele koştuk. milli kütüphane' yi renkli kılan anılar tazeleniyor bunu düşününce. eve kendimizi attığımızdaysa mary and max' i izledik, filmi buruk bir tebessüm diye tanımlayan ekşi sözlük yazarına katılıyorum tam olarak. ve pek tabi dilaranın tespiti; max' in hayatında renkli olan tek şey mary' di.


balkonda; yasemin mori ve şansımıza uzun zaman sonra serin bir gece. havayı dumana boğarken gözlerimiz yıldızları arıyor. aklımızdaki her şeye rağmen huzurlu bir an. uzun zaman sonra deliksiz uyuyoruz.

sabah kalktığımızda inception' un tanıtımı vardı televizyonda.
kahvaltı, karar...
2 seansına serpil teyzenin bırakmasına rağmen bilet sırası, salonu bulmak gibi aksilikler yüzünden 4 dakika geç kaldık. o 4 dakikanın gerginliğiyle filmin daha başından bu kadar aksiyonlu olmasına anlam veremediğimizden bir önceki seans bitmemiş biz sonunu izliyoruz düşüncesine kapıldık. dilara durmadan gözünü kapa derken 20. dakikaya yakın fark edebildik aslında doğru salonda doğru seansta olduğumuzu. bütün bunlara rağmen izlediğimize değdi inception.


akşamsa yine dilara' dan aldığım le herisson' u izledim. uzun zaman sonra izlediğim en iyi filmdi kesinlikle. ve anna karenina alıntılarıyla ayrı bir yeri var kalbimde.
hayal: bir kitap dolusu odada bir tek koltuk ve kucağında kedinle orada okumak.


bütün bunlara bakınca geçtiğimiz iki gün gerçekten güzeldi, bugünü renksiz kılacak kadar renkliydi. ve unutulmaması gereken, bu yüzden de yazılacak günlerdi.