huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2011

bugün içimdeki şeytanı susturdum!

bazı zamanlar vardır ya, ya da bazı şeyler, hani durup düşünürken çok etkilemeyen ama gerçekleşince beklenmedik bir etki yaratan. bugün irene' de upper olduğumu öğrendiğimde olan resmen buydu.
bunun biraz öncesinde metroda giderken kendime kitapça' da oturmuş olsalar demiş, sonra da bunu yapmayacaklarını düşünüp üzülmüşken, kitapçadayız diye mesaj gelmişti mesela.
havanın artık 4'te değil de 5.30'dan sonra kararıyor olması bile başlı başına muhteşem aslında.
ya da böyle içimde bir yerlerde sıkıntı olan ne varsa, aslında bunları beklemeyerek konuş diyen seyithan'a kusmuş olmam var. kendine söyleyemediklerini başka biri sana söylemeli bazen. bazen de yalnızca dinlemeli mesela.
pazar günü, güzel fotoğraflar çekmek planları. sonrasında yazılacak bir yazıyla ilerleyen günlerin gebe olduğu mid-term zamanlarındaki kendimi kıskandırmayı düşünüyorum.
pazartesi için renkli ve tatlı bir şeyler.

günümün huzursuz kısımlarını yazmayınca sanki gerçekten huzurluymuş gibi hissediyorum. çok iyi değil mi?

22 Aralık 2010

come here

http://fizy.com/#s/1dcj9j

mid-term sonrası miskinlik günleri.
kitaplar ve filmler.
artık anlamı olmadığını dillendirdim, keyifliydi.
kütüphane huzurunun bir başka olduğunu gün geçtikçe daha çok insanla konuşuyorum, herkes farkında bu durumun.
aşık olmamak için saçma hedeflerim var.
sezgiye kötüyüm dedikçe kötülersin derken geçmişe baktım. değiştiğimi, artık canımı daha az sıktığımı fark ettim.
ve bu şarkıda durmaksızın dans etmek istiyorum.
bütün bunlar bir süredir olanlar.
huzur.

3 Aralık 2010

sihir değil mi?

dün film yıkamıştık bildiğiniz gibi bugünse fotoğrafın kağıtta oluşmasına tanıklık ettik. ben nerde huzurlusun sorusunu yeterli bulurdum her şey için, ama bu hem heyecanlı hem gergin hem huzurlu hem de mutlu olabiliyor. yıllar önce fotoğraf çekmeliyim diyip onu bu zamana kadar yapmamış olmak acaba boş bir takıntı mı diye düşündürüyordu biraz. artık olmam gereken yerdeyim diyebiliyorum.
bir de anneyle oturup dizi izlemem sebebiyle gözlemim: gönülçelen adlı dizide pariste yapılan çekimler diğerlerine oranla öyle kaliteli duruyor ki insan ne yapmak istemişler diye düşünüyor.

27 Ağustos 2010

güne başlarken




"Unutmanın acısı ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani er geç birini unutmaya mahkum olmanın kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vefasız kader."

oturup saatlerce kitap okumayalı uzun zaman olmuştu. şu anı huzurlu kılan şey tam olarak bu.

20 Ağustos 2010

anti-

sabah beni huzurlu kılan her ne varsa ben hepsini kovalıyorum bir şekilde. çünkü şimdi tam ters bir halde, içimde genişleyen bir karanlıkla boğuşuyorum.

içimde büyüyen karanlığa inat vermem gereken bazı kararları verip mesafeyi koydum sonunda. liseden sırf saçmalık yüzünden yanımda gelip sürüklenecek ve belki sonunda beni sürükleyecek şeyler istemediğimi biliyorum. biri simgesel olarak bir dönem haline gelebilir ama bu diğerlerinin yaptığı hataları örtmez. benim hatalarım mı? onlar 18 yaşımın anısı olarak bir süre yaşayacak ve sonra daha güzel ve daha kötülerine yer açmak için unutulacaklar.

günaydın!

bu aralar geceleri ve havanın aydınlandığı saatlerde fazlaca huzurlu oluyorum.