27 Mayıs 2009
tamamen yerleşmiş hissettikten sonra ikinci bir giriş
bu bloga yazdığım ilk yazı, neden burada olduğuma dairdi. niye bir blog almıştım ki? zaten hemen hemen kimse okumayacak ya da okuyanlar zaten bildik kişiler olacaktı. ama o yazıda dediğim gibi üzerimdeki yük arttıkça yazmalıydım. bu, başına türlü belalar gelmesi muhtemel bir defterle sınırlı kalmamalıydı. şimdi dönüp bakınca pek de fena bir şey yapmadığımı anlıyorum. belki de yüz yüze konuşamayacağım ya da ifade edemeyeceğim pek çok şeyi anlatabiliyorum bu şekilde. aradan geçen beş aydan sonra, şimdi bir de Dilara'yla atışarak, başka başka blogları çekiştirerek daha bir keyifli sürdürüyoruz buradaki varlığımızı. buraya gelip gittikçe, yazdıkça okudukça daha da bir artıyor değeri gözümde, eski kitaplardaki yaşanmışlık gibi, henüz içme şeferine erişemediğim ama hep dillendirilen yıllanmış şaraplar gibi. ve yine hep söylediğim gibi büyüyoruz ve büyümeme şahitlik ediyor burası. yarınlardan birinde sırf bunu görmek için buraya bakacağım belki. artık iyiden iyiye bu işi sürdürebileceğimi anladığım için yazıyorum bu yazıyı. çünkü yazmasam duramayacaktım...
25 Mayıs 2009
uyanır gece yarısı...
kafamda binbir tane isim var.
sınava kadar beni terk etmemelerini umduğum binlerce isim. aslında gerçekten elime yüzüme bulaştırmadan öğrenmiş olmayı ve bunu yarına kadar korumayı diliyorum desem daha doğru olacak.
kalbim zaman zaman fazla hızlı çarpıyor.
öyle zamanlarda genelde gözlerimi kapatmış ve bir yerlere dayanmış oluyorum. savunmasız bir durumda bulunuyorum. çarpıntıların bir sebebi bu olamaz mı?
bir diğeri de kendimi dinlemek için nadir olarak zaman bulabilmem olmalı...
sınava kadar beni terk etmemelerini umduğum binlerce isim. aslında gerçekten elime yüzüme bulaştırmadan öğrenmiş olmayı ve bunu yarına kadar korumayı diliyorum desem daha doğru olacak.
kalbim zaman zaman fazla hızlı çarpıyor.
öyle zamanlarda genelde gözlerimi kapatmış ve bir yerlere dayanmış oluyorum. savunmasız bir durumda bulunuyorum. çarpıntıların bir sebebi bu olamaz mı?
bir diğeri de kendimi dinlemek için nadir olarak zaman bulabilmem olmalı...
21 Mayıs 2009
umutlu umutsuzluklar
elveda rumeliye ağlamalarımla geçiyor zaman.
akıp gidiyor.
şarkıların etkisini bir kez daha görüyorum ağlamalarıma bakıp.
şarkılar...
ederlezi, dinlendiği vakit en içte yankılanır her zaman.
deli bir rüzgar eser birden.
yağmur bütün şiddetiyle döver sizi.
gözyaşlarına en güzel yoldaşlardandır.
başı dik bir ağıttır. en kötü günde bile kafasını kaldırır ya umut bir şekilde. yarattığı bütün burukluğa rağmen, daha doğrusu yoldaş olduğu kötü giden her şeye rağmen vazgeçme! diye fısıldar.
vazgeçmemek gerek.
bu sıralar herkes kırılmalar yaşıyor farkındayım.
biz vazgeçmek istesek de olmuyor, yapamıyoruz.
bu yüzden vazgeçmemek gerek.
buruk bir gülümseyişle, ederlezi birlikteliyle yazılmış bir yazıdır. ve tüm hakları içimdeki boşluğa aittir.
akıp gidiyor.
şarkıların etkisini bir kez daha görüyorum ağlamalarıma bakıp.
şarkılar...
ederlezi, dinlendiği vakit en içte yankılanır her zaman.
deli bir rüzgar eser birden.
yağmur bütün şiddetiyle döver sizi.
gözyaşlarına en güzel yoldaşlardandır.
başı dik bir ağıttır. en kötü günde bile kafasını kaldırır ya umut bir şekilde. yarattığı bütün burukluğa rağmen, daha doğrusu yoldaş olduğu kötü giden her şeye rağmen vazgeçme! diye fısıldar.
vazgeçmemek gerek.
bu sıralar herkes kırılmalar yaşıyor farkındayım.
biz vazgeçmek istesek de olmuyor, yapamıyoruz.
bu yüzden vazgeçmemek gerek.
buruk bir gülümseyişle, ederlezi birlikteliyle yazılmış bir yazıdır. ve tüm hakları içimdeki boşluğa aittir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)